top of page

Erich Fromm’un Sevme Sanatı (The Art of Loving)

fortunaartgallery
9 Eyl
9 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 10 Eyl

Gerçek sevgi, iki insanın birlikte olmasına rağmen bireyselliklerini koruyabilmesidir.
Gerçek sevgi, iki insanın birlikte olmasına rağmen bireyselliklerini koruyabilmesidir.

Erich Fromm’un Sevme Sanatı (The Art of Loving) kitabı, yalnızca romantik aşkı anlatan bir kitap değildir. Fromm; psikoloji, felsefe, sosyoloji ve insan ilişkilerini bir araya getirerek “Gerçekten sevmeyi biliyor muyuz?” sorusunu ele alır. Kitap ilk kez 1956’da yayımlanmıştır ve temel düşüncesi, sevginin kendiliğinden ortaya çıkan bir duygu değil, öğrenilmesi ve emek verilmesi gereken bir sanat olduğudur.

İLK BASKISI
İLK BASKISI

1. Kitabın temel sorusu: Sevmek bir sanat mıdır?

Fromm'un cevabı nettir: Evet.

İnsanlar müzik, resim, meslek veya spor konusunda başarılı olmak için eğitim, disiplin ve pratik gerektiğini kabul ederler. Fakat sevgi konusunda çoğu insanın bunun tam tersine inandığını söyler.

İnsanlar genellikle:

  • “Doğru kişiyi bulursam mutlu olurum.”

  • “Beni seven birini bulmalıyım.”

  • “Aşk kendiliğinden gelir.”

  • “Âşık olduysam zaten sevmeyi biliyorum.”

diye düşünür.

Fromm ise bunun bir yanılgı olduğunu savunur. Birine âşık olmak ile sevmeyi bilmek aynı şey değildir. Âşık olmak bir başlangıç olabilir; fakat gerçek sevgi emek, dikkat, sorumluluk ve olgunluk ister.

2. Fromm'a göre insanların temel problemi: Yalnızlık

Kitabın en önemli felsefi noktalarından biri insanın ayrılık ve yalnızlık duygusudur.

İnsan kendisini diğer insanlardan ayrı bir birey olarak fark ettiğinde özgürleşir; fakat aynı zamanda yalnızlıkla karşılaşır.

Bu nedenle insan:

“Ben tek başımayım, başka insanlarla nasıl gerçek bir bağ kurabilirim?”

sorusuyla karşı karşıya kalır.

Fromm'a göre sevginin temel işlevlerinden biri, insanın bu ayrılık duygusunu aşmasına yardımcı olmaktır.

Fakat burada önemli bir ayrım vardır:

Sevgi, kişinin kendisini kaybederek başkasına dönüşmesi değildir.

Gerçek sevgi, iki insanın birlikte olmasına rağmen bireyselliklerini koruyabilmesidir.

Yani:

Birlik + özgürlük

aynı anda mümkün olmalıdır.

Bu nedenle Fromm için bağımlılık sevgiyle aynı şey değildir.

3. Olgun sevgi ve olgunlaşmamış sevgi

Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri budur.

Fromm, sevginin iki farklı biçimde yaşanabileceğini gösterir.

Olgunlaşmamış sevgi

Mantığı şudur:

“Sana ihtiyacım olduğu için seni seviyorum.”

Burada kişi karşısındaki insanı kendi eksikliğini gidermek için kullanabilir.

Örneğin:

  • yalnız kalmamak,

  • terk edilmemek,

  • sürekli ilgi görmek,

  • kendisini değerli hissetmek,

  • güvensizliğini azaltmak,

  • sahip olduğu kişiyi kaybetmemek

sevginin önüne geçebilir.

Böyle bir ilişkide sevgi ile bağımlılık birbirine karışır.

Olgun sevgi

Olgun sevgide ise insan şöyle düşünür:

“Seni seviyorum ve bu nedenle senin varlığını, özgürlüğünü ve gelişimini önemsiyorum.”

Dolayısıyla karşı tarafı kendi istediği kişiye dönüştürmeye çalışmaz.

Fromm'un sevgi anlayışında sahip olmak değil, var olmak önemlidir.

4. Gerçek sevginin dört temel unsuru

Fromm'un kitabındaki en önemli kavramlardan biri özen, sorumluluk, saygı ve bilgi dörtlüsüdür.

A. Özen

Sevdiğin kişinin yaşamına ve gelişimine gerçekten ilgi göstermektir.

Birini sevdiğini söylemek yeterli değildir.

Örneğin:

  • Nasıl hissettiğini merak etmek,

  • ihtiyaçlarını fark etmek,

  • gelişimini desteklemek,

  • zor zamanlarında yanında olmak

sevginin davranışa dönüşmesidir.

Fromm'a göre sevgi aktif bir ilgidir. 

B. Sorumluluk

Sorumluluk burada “mecburiyet” anlamına gelmez.

Karşındaki insanın ihtiyaçlarına gönüllü olarak cevap verebilme anlamındadır.

Fakat burada çok önemli bir sınır vardır:

Sorumluluk ≠ kontrol etmek.

Bir insanı sevdiğin için onun hayatını yönetmeye başlarsan sevgi, sahiplenmeye dönüşebilir.

C. Saygı

Fromm'un belki de en önemli kavramlarından biridir.

Saygı:

“Seni benim istediğim kişi olduğun için değil, olduğun kişi olduğun için kabul ediyorum.”

demektir.

Sevdiğimiz insanın:

  • farklı düşünmesine,

  • kendi kararlarını vermesine,

  • kendi hayatına sahip olmasına,

  • değişmesine,

  • gelişmesine

izin vermek gerekir.

Dolayısıyla gerçek sevgi özgürlüğü ortadan kaldırmaz.

Fromm'a göre saygı, karşıdaki insanın kendi kişiliğini geliştirmesine izin vermektir.

D. Bilgi

Bir insanı gerçekten sevmek için onu gerçekten tanımak gerekir.

Burada yalnızca:

“En sevdiği yemek ne?”

gibi yüzeysel bilgilerden söz edilmez.

İnsanın:

  • korkularını,

  • arzularını,

  • güvensizliklerini,

  • güçlü ve zayıf yönlerini,

  • geçmişinin bugünkü davranışlarına etkisini

anlamaya çalışmak gerekir.

Fromm'a göre bilgi olmadan özen ve sorumluluk körleşebilir. 

5. Sevgi sadece romantik aşk değildir

Fromm sevgiyi yalnızca kadın-erkek ilişkisi olarak ele almaz.

Başlıca sevgi biçimlerini inceler:

Kardeşçe sevgi

Bütün insanlara yönelik sevgi ve dayanışmadır.

Anne sevgisi

Özellikle çocuğun yaşamını destekleyen, koruyucu ve koşulsuz sevgi boyutunu ele alır.

Öz-sevgi

Kişinin kendi yaşamına, gelişimine ve bütünlüğüne değer vermesidir.

Tanrı sevgisi

İnsanın aşkın olanla, mutlak olanla ve varoluşun anlamıyla kurduğu ilişkiyi ifade eder.

6. Öz-sevgi neden bencillik değildir?

Bu bölüm özellikle önemlidir.

Fromm'a göre:

Kendini sevmek = bencillik değildir.

Bencil insan yalnızca kendisine ne yarar sağlayacağıyla ilgilenir.

Öz-sevgi ise:

  • kendi yaşamına değer vermek,

  • kendi ihtiyaçlarını önemsemek,

  • kendine saygı göstermek,

  • gelişmeye çalışmak

anlamına gelir.

İlginç biçimde Fromm'a göre kendini hiç sevmeyen insanın başkalarını gerçekten sevmesi de zorlaşır.

Çünkü sevgi kişinin kendi içinde geliştirdiği bir kapasitedir.

7. Fromm'un modern toplum eleştirisi

Kitabın sadece aşk ilişkileri hakkında olmadığını gösteren bölüm burasıdır.

Fromm, modern kapitalist toplumun insan ilişkilerini bir çeşit alışveriş ilişkisine dönüştürebildiğini savunur.

İnsanlar bazen:

“Ben ne kadar değerliyim?”

sorusunu bile ekonomik ve toplumsal ölçülerle değerlendirmeye başlar.

Örneğin:

  • güzellik,

  • para,

  • statü,

  • kariyer,

  • sosyal çevre,

  • popülerlik

bir insanın “değerini” belirliyormuş gibi algılanabilir.

Bunun sonucunda insan sadece sevilmek ister.

Fromm'un eleştirisi şudur:

İnsanlar sevmeyi öğrenmekten çok, sevilecek bir kişi olmaya çalışmaktadır.

Bu nedenle dış görünüş, statü ve çekicilik önem kazanırken kişinin sevme kapasitesi geri planda kalabilir.

8. “Doğru insanı bulmak” düşüncesine eleştiri

Fromm'un kitabının günümüzde hâlâ çok güçlü görünmesinin nedenlerinden biri budur.

Modern anlayış çoğu zaman:

“Doğru kişiyi bulursam her şey çözülecek.”

düşüncesine dayanır.

Fromm ise problemi tersine çevirir:

Önemli olan yalnızca kimi bulduğun değil, senin sevebilme kapasitenin ne kadar gelişmiş olduğudur.

Yani:

Yanlış insanı bulmak kadar, doğru insanla yanlış şekilde ilişki kurmak da mümkündür.

Bu nedenle ilişkinin kalitesini sadece karşı taraf belirlemez.

9. Sevgi neden emek ister?

Fromm'a göre sevgi pasif bir durum değildir.

“Seviyorum” demek yeterli değildir.

Gerçek sevgi:

dikkat + sabır + disiplin + bilgi + sorumluluk + saygı

gerektirir.

Bu nedenle sevgi bir anlamda kişisel gelişim sürecidir.

İnsan sevmeyi öğrendikçe:

  • daha sabırlı,

  • daha anlayışlı,

  • daha özgüvenli,

  • daha bağımsız,

  • daha sorumlu

bir insan haline gelir.

10. Sevgi ile sahip olma arasındaki fark

Kitabın günümüzde en önemli mesajlarından biri budur.

Sahip olmak:

“Sen benim hayatımdasın, dolayısıyla seni kontrol edebilirim.”

Sevmek:

“Sen benim hayatımdasın ama yine de kendi kişiliğine ve özgürlüğüne sahipsin.”

Bu ayrım özellikle kıskançlık konusunda önemlidir.

Örneğin:

“Seni seviyorum, bu yüzden seni kaybetmekten korkuyorum.”

duygusu anlaşılabilir.

Fakat:

“Seni seviyorum, bu yüzden kimlerle görüşeceğine, ne giyeceğine veya ne yapacağına ben karar vereceğim.”

düşüncesi Fromm'un sevgi anlayışına göre sevgi değil, sahip olma ve kontrol etme eğilimidir.

11. Kitabın asıl mesajı

Bence Sevme Sanatı kitabının ana mesajı tek cümleyle şöyle özetlenebilir:

“Sevilmeyi beklemekten önce sevmeyi öğrenmek gerekir.”

Fromm'a göre gerçek sevgi:

Özen + Sorumluluk + Saygı + Bilgi + Özgürlük + Emek

üzerine kuruludur.

Bu nedenle aşkın yoğunluğu tek başına sevginin ölçüsü değildir.

Bir insan seni çok kıskanabilir, seni sürekli düşünebilir, senden ayrı kalmak istemeyebilir. Fakat bunların hiçbiri tek başına olgun sevgi anlamına gelmez.

Olgun sevgi daha sessiz ama daha derindir:

“Seni görüyorum, seni tanımaya çalışıyorum, seni önemsiyorum, sana saygı duyuyorum ve olduğun kişi olarak gelişmeni istiyorum.”

12. Kitabın psikolojik açıdan analizi

Psikolojik açıdan Fromm'un yaklaşımı üç temel ihtiyaca dayanır:

1. Bağ kurma ihtiyacı

İnsan başka insanlarla anlamlı ilişkiler kurmak ister.

2. Birey olma ihtiyacı

Ama aynı zamanda kendi kimliğini kaybetmek istemez.

3. Anlamlı yaşama ihtiyacı

İnsan yalnızca hayatta kalmak değil, yaşamının anlamlı olduğunu hissetmek ister.

Olgun sevgi bu üç ihtiyacı birlikte karşılamaya çalışır.

Bu nedenle Fromm'un sevgi anlayışı:

“Birbirimize bağımlı olalım.”

değil,

“Birbirimize bağlı olalım ama birbirimizin özgürlüğünü yok etmeyelim.”

şeklindedir.

13. Kitaptan çıkarılabilecek en önemli dersler

Fromm'un düşüncesi

Anlamı

Sevgi bir sanattır

Öğrenilmeli ve uygulanmalıdır

Âşık olmak sevmek değildir

Duygu başlangıçtır, sevgi emek ister

Sevgi özgürlük ister

Kontrol ve sahiplenme sevgi değildir

Saygı gerekir

Karşımızdakini değiştirmeye çalışmamalıyız

Bilgi gerekir

Sevdiğimiz kişiyi gerçekten tanımalıyız

Sorumluluk gerekir

Karşımızdakinin ihtiyaçlarına duyarlı olmalıyız

Öz-sevgi gerekir

Kendine değer vermek bencillik değildir

Sevgi vermektir

İlişki yalnızca “ne alıyorum?” üzerine kurulamaz

Sevgi gelişimdir

Gerçek sevgi iki insanın gelişmesine katkı sağlar

Sonuç

Erich Fromm'un Sevme Sanatı, aslında “nasıl sevgili olunur?” kitabından çok daha fazlasıdır. İnsan olmanın, yalnızlığın, özgürlüğün, bağlılığın ve başkalarıyla sağlıklı ilişki kurmanın ne anlama geldiğini sorgular.

Kitabın en güçlü tarafı, aşkı bir duygu olmaktan çıkarıp bir yetenek ve karakter meselesi haline getirmesidir. Sevgi sadece kalpte hissedilen bir şey değil; davranışlarımızda görülen bir özen, sorumluluk, saygı ve tanıma biçimidir. 

Ve kitabın belki de en önemli sorusu şudur:

“Hayatımda beni kim seviyor?” değil, “Ben gerçekten sevmeyi biliyor muyum?”


Fromm’un temel ölçütü şu: Bir duygunun çok yoğun olması, onun olgun sevgi olduğu anlamına gelmez. Olgun sevgi; özen, sorumluluk, saygı ve bilgiyle birlikte ortaya çıkar.

1. Aşk ile âşık olmak aynı şey değildir

Fromm'a göre insanın birine karşı çok güçlü çekim hissetmesi, sürekli onu düşünmesi veya onu kaybetmekten korkması henüz olgun sevgi anlamına gelmez.

Örneğin:

“Onu düşünmeden duramıyorum.”

bir aşk/çekim belirtisi olabilir.

Ama:

“Onu gerçekten tanımaya, anlamaya ve olduğu kişi olarak kabul etmeye çalışıyorum.”

daha olgun bir sevgiye işaret eder.

Çünkü Fromm için sevgi yalnızca hissetmek değil, aktif olarak davranmaktır. 

2. Kıskançlık konusunda Fromm ne söylerdi?

Burada kitap özellikle ilginç hale geliyor.

Kıskançlık tek başına:

“Seni seviyor.”

anlamına gelmez.

Çünkü kıskançlığın altında farklı duygular bulunabilir:

  • kaybetme korkusu,

  • güvensizlik,

  • değersizlik hissi,

  • sahiplenme,

  • kontrol etme isteği,

  • rekabet,

  • terk edilme korkusu.

Fromm'un yaklaşımında önemli olan, kıskançlığın nasıl davranışa dönüştüğüdür.

Örneğin:

“Seni başkalarının beğenmesinden rahatsız oluyorum ama senin özgürlüğüne saygı duyuyorum.”

ile

“Fotoğraf paylaşma, bunu yapmanı istemiyorum.”

aynı şey değildir.

İlkinde duygu vardır.

İkincisinde ise duygu kontrol davranışına dönüşmektedir.

Fromm'un saygı anlayışında sevilen kişinin bireyselliği ve özgürlüğü korunmalıdır. Sevgi, karşıdaki insanı kendi istediğimiz biçime sokmak değildir.

3. “Beni kıskanıyor, demek ki beni seviyor” düşüncesi

Fromm açısından bu çıkarım tek başına doğru değildir.

Daha doğru soru şudur:

“Kıskandığında bana nasıl davranıyor?”

Örneğin:

Davranış

Fromm açısından yorum

Seni kaybetmekten korktuğunu dürüstçe söylemesi

Duygusal bağ olabilir

Seni daha fazla tanımaya çalışması

Sevgiye daha yakın

Sana değer verdiğini davranışlarıyla göstermesi

Olgun sevgi göstergesi

Fotoğraf paylaşmanı yasaklamaya çalışması

Kontrol/sahiplenme

Kimlerle görüştüğünü sürekli sorgulaması

Güvensizlik veya kontrol

Seni suçlu hissettirmesi

Sağlıksız ilişki dinamiği

Özgürlüğüne saygı göstermesi

Olgun sevgiye daha yakın

Yani kıskançlığın kendisinden çok, kıskançlığın arkasındaki tutum önemlidir.

4. Fromm'a göre gerçekten seven insan nasıl davranır?

Bunu kitabın dört temel kavramıyla anlayabiliriz:

❤️ Özen

Seni gerçekten merak eder.

Sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da nasıl olduğunu anlamaya çalışır.

❤️ Sorumluluk

İhtiyaçlarını önemser.

Söyledikleriyle yaptıkları arasında tutarlılık vardır.

❤️ Saygı

Seni değiştirmeye çalışmaz.

Özellikle önemli nokta:

Seni sevdiği için özgürlüğünü elinden almaz.

Fromm'a göre saygı, kişinin kendi gelişimini kendi biçiminde sürdürebilmesine izin vermektir.

❤️ Bilgi

Seni gerçekten tanımaya çalışır.

Neyi sevdiğini bilmekten daha önemlisi:

Neden öyle düşündüğünü ve neden öyle hissettiğini anlamaya çalışır.

Fromm'un “bilgi” kavramı yüzeysel tanımadan çok daha derindir.

5. Bağımlılık ile sevgi arasındaki fark

Bu kitap açısından belki de en önemli ayrımlardan biri budur.

Bağımlılık:

“Sen olmazsan ben hiçbir şeyim.”

Olgun sevgi:

“Seni hayatımda istiyorum ama kendi varlığımı senin üzerinden kurmuyorum.”

Fromm'a göre gerçek sevgi iki insanın birlikte olması ama bireyselliklerini kaybetmemesi üzerine kuruludur.

Bu yüzden birinin:

“Sensiz yaşayamam.”

demesi romantik görünebilir.

Ama psikolojik açıdan bu her zaman sağlıklı sevgi değildir.

Daha olgun olan:

“Seninle olmak istiyorum; fakat seni sahip olduğum bir nesne olarak görmüyorum.”

tutumudur.

6. Bir insan seni seviyor ama bunu neden göstermiyor olabilir?

Fromm açısından sevgi yalnızca sözlerle ölçülmez.

Bir insan:

“Seni seviyorum.”

diyebilir fakat:

  • seni dinlemiyorsa,

  • ihtiyaçlarını önemsemiyorsa,

  • seni kontrol ediyorsa,

  • seni sürekli küçümsüyorsa,

  • özgürlüğüne saygı göstermiyorsa,

söylediği söz ile sevgi kapasitesi arasında ciddi bir fark olabilir.

Tersine bazı insanlar sevgilerini çok fazla sözle ifade etmeyebilir ama:

  • yanında olur,

  • seni dinler,

  • seni önemser,

  • zor zamanında destek olur,

  • seçimlerine saygı duyar,

  • gelişmeni ister.

Fromm açısından ikinci durum sevginin davranışsal tarafına daha yakındır.

7. Ayrılık konusunda Fromm'un yaklaşımı

Fromm'un düşüncesinden çok önemli bir sonuç çıkar:

Birini sevmek, mutlaka onunla birlikte olmak anlamına gelmez.

Çünkü sevgi ile sahip olma farklıdır.

Bir insan:

“Seni seviyorum, o halde benimle olmak zorundasın.”

diyorsa, sevgi ile sahipliği birbirine karıştırıyor olabilir.

Olgun sevgi ise:

“Senin iyiliğini ve gelişimini istiyorum.”

diyebilir.

Bu nedenle bazen bir ilişki sona erdiğinde kişinin yaşadığı acı, yalnızca sevgiden değil;

alışkanlık + bağımlılık + kaybetme korkusu + yalnızlık korkusu

karışımından da kaynaklanabilir.

8. Fromm'a göre aşkın en büyük düşmanı: Sahip olmak

Kitabın çok önemli bir mesajı burada ortaya çıkıyor:

“Seni seviyorum” ile “Sana sahibim” arasında büyük fark vardır.

Sahiplenme şöyle düşünür:

“Benim hayatımdasın, dolayısıyla davranışlarını belirleme hakkım var.”

Sevgi ise şöyle düşünür:

“Sen benim için değerlisin; bu yüzden senin bireyselliğine de değer veriyorum.”

Fromm'un saygı anlayışı özellikle kontrol ve sahiplenmenin sevgiye dönüşmemesi gerektiğini vurgular.

9. Peki bir erkeğin gerçekten sevdiğini nasıl anlayabiliriz?

Fromm'un kriterlerini kullanırsak, tek bir davranışa bakmak yerine dört soruya bakmak gerekir:

① Sana gerçekten özen gösteriyor mu?

Sadece seni elde etmek istediğinde değil, normal zamanda da seni önemsiyor mu?

② Sana karşı sorumluluk taşıyor mu?

Sözlerinin arkasında duruyor mu?

③ Sana saygı duyuyor mu?

Senin kararlarına, hayatına ve özgürlüğüne saygı gösteriyor mu?

④ Seni gerçekten tanımaya çalışıyor mu?

Sadece dış görünüşün veya onun hoşuna giden yönlerinle değil, senin gerçek kişiliğinle ilgileniyor mu?

Bu dört unsur birlikte varsa, Fromm'un anlayışına göre ilişkinin olgun sevgiye yaklaşma ihtimali çok daha yüksektir.

10. Özellikle Instagram ve kıskançlık açısından düşünürsek

Örneğin bir erkek, hoşlandığı kadının Instagram'a fotoğraf koymasını kıskanıyor.

Burada Fromm'un yaklaşımı şöyle olurdu:

“Beni kıskanıyor → beni seviyor.”

sonucuna hemen gitmezdi.

Bunun yerine:

“Bu kıskançlık sevgi mi, yoksa sahip olma ihtiyacı mı?”

diye sorardı.

Eğer erkek:

“Fotoğraf koymanı istemiyorum. İnsanların sana bakmasını istemiyorum.”

diyorsa, burada kontrol ve sahiplenme boyutu olabilir.

Ama:

“Sana karşı hislerim olduğu için bazen kıskanıyorum. Bunu kontrol etmeye çalışıyorum ama seni kısıtlamak istemiyorum.”

diyorsa, bu çok farklı bir durumdur.

Çünkü burada kişi duygusunun farkındadır fakat karşısındaki kişinin özgürlüğünü de kabul etmektedir.

Bu ayrım Fromm'un sevgi anlayışının tam merkezindedir.

11. Kitabın aşk konusunda en derin mesajı

Bence Sevme Sanatından çıkarılabilecek en önemli ilişki cümlesi şudur:

“Beni ne kadar istiyor?” sorusundan daha önemli olan “Bana nasıl davranıyor?” sorusudur.

Çünkü bir insan seni çok isteyebilir.

Çok kıskanabilir.

Seni kaybetmekten korkabilir.

Sürekli seni düşünebilir.

Ama bunlar tek başına olgun sevgi değildir.

Olgun sevgi:

istemek + tanımak + önemsemek + saygı göstermek + özgürlüğünü korumak + gelişimini desteklemek

bütünüdür.

Fromm'un dört temel unsuru da tam olarak bunu anlatır: özen, sorumluluk, saygı ve bilgi. 

Kısacası:

Kıskançlık “seni istiyorum” diyebilir.Sevgi ise “senin iyiliğini istiyorum” diyebilir.

İkisi aynı şey değildir.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page